Fear of Missing Out
Psikolog Meryem Dilara Sağlam
“Modern insanlık bitmek tükenmek bilmeyen bir “Fırsat Kaçırma Korkusu” (FOMO, “Fearing to Miss Out”) tarafından esir alınmış durumda. Hiç olmadığı kadar çok seçeneğimiz olmasına rağmen, tercihlerimize odaklanma yeteneğimizi kaybetmiş hâldeyiz.”
( Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi)
Fırsatları kaçırma korkusu (FoMO), mevcut bir kaynağı veya durumu kaybetme, güncel olandan geri kalma korkusunu ifade eder. Başkalarının hayatlarının kendisininkinden daha iyi ilerlediğini düşünen kişi, bu kıyaslama sonucunda kaygıya kapılır. Popüler olanı takip edip tekrarlayarak kabul görme ihtiyacını gidermeye çalışır; ancak bu davranış zamanla bağımlılığa dönüşür. Sürekli yeniyi takip edip “treni kaçırmaması” gerektiğini düşünen insan, uyum sağlayamadığında rahatsız edici bir döngüye girer.
Siz hayatınızın hangi alanında bir fırsatı kaçırdığınızı hissediyorsunuz?
İş hayatınızda kaçırdığınızı düşündüğünüz fırsatlar…
Gündemden geri kalmamak için haber kanalları…
Zamanınızı iyi değerlendiremediğinizi düşünüp gençliğinizi kaçırdığınızı hissettiğinizde mi, yoksa şimdiki haliniz hayalini kurduğunuz hayattan çok farklı hayat yaşarken mi?
FoMO’yu en yoğun yaşadığımız alan ise çoğu zaman sosyal medya. Bu yazıda konuyu özellikle bu açıdan ele alacağız.
Teknolojinin İkili Yüzü
Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı yadsınamaz bir gerçek; ancak bu, insanın seçimlerini kolaylaştırması ölçüsünde geçerli. Bilinçli bir kullanıcı olup derin ağda kaybolmamanın, çağımızın aşılması en zor haz tuzaklarından biri olduğunu kabul etmek gerekiyor. Farkında olmasak da sosyal medyadaki bu savrulmalar ruh sağlığımızı doğrudan etkiliyor.
Yapılan çalışmalar, cep telefonu bağımlılığının zihinsel problemlere yol açabileceğine ve FoMO ile telefon bağımlılığı arasında yüksek bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Nitekim güncel verilere göre dünya nüfusunun önemli bir bölümü aktif telefon kullanıcısı durumunda; bu yaygınlığın altında yatan nedenlerden biri de teknolojinin bizzat bu korkuyu tetikliyor olması.
Teknoloji ilk geliştiğinde insanlar cihazları kullanamamaktan, uyum sağlayamamaktan korkarken; günümüzde tam tersi bir korku yaşanıyor: teknolojinin kolaylaştırdığı ve haz verdiği alanlara bağımlı hale gelip bunu kaybetme korkusu. Bu korkuların temelinde hep aynı şey var: yeni bir deneyimi kaçırma kaygısı. Popüler olandan uzaklaştığında, yeniye uyum sağlayamadığında kişi, ruhunun yaşlandığını kendisinin işlevsiz halde olduğuna inanıyor.
Her Şeyi Bilmek Zorunda Olmamanın Hafifliği
Oysa her şeyden haberdar olmak bir zorunluluk değil. Örneğin deve, Afrika ve Arap çöllerinin simgesi sayılsa da aslında Amerika kökenli bir hayvandır. Bu bilgiyi bilmediğimiz için bugüne kadar bir kaygı hissetmedik, çünkü bilmemiz zaten beklenmiyordu. Aslında gündemi de bu kadar ayrıntılı bilmek zorunda değiliz. Hiçbir amaca hizmet etmeyen, sadece “popüler” olduğu için takip ettiğimiz içerikler, bir süre sonra bizi o içeriğe bağımlı hale getiriyor; yoksunluğunda ise farkında olmadan FoMO yaşayıp kaygı duyuyoruz.
Odağımız kendi hayatımızdayken ve şimdiki zamanda kalabiliyorsak, kıyaslamalardan ve kıyaslayanlardan uzak durarak bu kaygıdan da uzaklaşmış oluruz. Amaç ne toplumdan bütünüyle kendimizi soyutlamak ne de davranışımızı, duygumuzu, düşüncemizi bütünüyle topluma bağlamak olmalı.
Fomo için alternatif öneri olarak; dijital detoks
Eskiden tatillerde sosyalleşmeyi tercih eden insanlar, şimdi zihin dinginliği için telefonun çekmediği doğa alanlarını arıyor. Bu ihtiyaç doğrultusunda dijital detoks kampları bile düzenleniyor. Bu deneyim herkes için farklı şekillerde yaşansa da kamp sonunda haberi olmadığımız gündemi öğrendiğimizde çoğu zaman ortak bir tepki veriyoruz: derin bir nefes. Belki bu deneyim için birkaç gün ayıramayabiliriz fakat gün içinde birkaç saati dış etmenlerden uzak yaşamanın faydası da oldukça etkili olacaktır.
Schopenhauer bir zamanlar “Okumama Sanatı“ndan bahsetmişti: O anın kamuoyunu meşgul eden her şeye ilgi göstermemenin de bir beceri olduğunu söylüyordu. Günümüzde ise seçeneklerin çokluğu ile hangisine odaklanacağımızı bilememek modern insanın handikabı haline geldi.
Zamanla asıl meselenin her şeyi bilmek değil, neyi bilmemizin gerçekten önemli olduğunu ayırt etmiş olmak olduğunu deneyimliyoruz. FoMO’dan kurtulmanın yolu daha fazla bilgiye ulaşmak değil, neyi takip etmeyeceğimizi seçebilmek oluyor.